İspanya'nın en eski şehirlerinden birini, Ronda'yı görmeden edemezdik. Bu nedenle sabahın erken saatinde yola koyulup rotamızı bu güzel şehre çevirdik. Gudalevin Nehri'nin ikiye ayırdığı şehrin asıl özelliği iki yakanın birbirinden 120 metre derinlikte bir uçurum ile ayrılması ve bu yakaları birleştiren köprü. Puento Nuevo adı verilen bu köprü 1751 yılında inşa edilmiş. Yıl boyunca ortalama sıcaklığın 15 derece olduğu Ronda'da ortalama 2.700 saat güneş var. Ah ah, bizim Münih'de en çok özlemini çektiğimiz şey de tam olarak bu: Güneş! Ve Ronda bu istatistiksel bilgiyi doğrular biçimde sıcakken biz de gölge bir yer bulup sabah kahvesi keyfi yaptık. Ronda için biz birkaç saat ayırmıştık. Bu zaman zarfında da köprüyü en iyi fotoğraflayabileceğimiz yeri turist bilgi bürosundan öğrenip oraya gittik. Şu meşhur, her gezi kitabında bulabileceğiniz fotoğrafı çekmek için vadiye inmeniz gerekiyor. Vadiye arabayla gidebileceğiniz gibi yürüyerek de ulaşabilirsiniz. Yürümeyi planlayanların sağlam ayakkabılara ve sıcak havaya uygun kıyafetlere ihtiyacı var. Çok kolay bir parkur değil çünkü. Bu bölge, tatilini trekking ile birleştirmek isteyenler için ideal olabilir. Aklınızda bulunsun.
Paella etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Paella etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
12 Ağustos 2012 Pazar
24 Haziran 2012 Pazar
Burası Endülüs
İslamın izlerini, "çiçeklerle bezenmiş avlularıyla" kanıtlayan beyaz evlerin, dar sokakların bölgesi burası...
Kiliselerin önce camilere sonra yine kiliselere dönüştürüldüğü, zamanın minarelerinin şimdi çan kulesi olduğu bölge burası...
Tarihin izlerini dar sokaklar arasında sürerken birden kulaklarınızda ezan sesini duyup büyüleneceğiniz yer burası...
Hristiyanlar tarafından tüm ihtişamıyla inşa edilmiş sarayların duvarlarında, yüzyıllar boyunca beraber yaşanmışlığın anısına dair "Tek galip Allah'tır" yazısını bulacağınız yer burası...
Matadorlarının boğalarla dövüştüğü arenalarında mutlak olan tek şeyin "Ölüm" olduğu yer burası...
Toplum tarafından ezilmelerine, dışlanmalarına müzikle, dansla cevap veren; yere vurdukları her topukta, her alkışta bir başkaldırışı simgeleyen "Çingenelerin Flamenko'sunun" anavatanı burası...
Tapasların, paella'nın, sangria'nın memleketi burası...
Güneşin sıcaklığını insanların yüzlerinde bulabileceğiniz yer burası...
Akdenizi tüm maviliği ile hissedebileceğiniz, öğleden sonra "Siesta" yapabileceğiniz yer yine burası...
Burası Endülüs...
Kiliselerin önce camilere sonra yine kiliselere dönüştürüldüğü, zamanın minarelerinin şimdi çan kulesi olduğu bölge burası...
Tarihin izlerini dar sokaklar arasında sürerken birden kulaklarınızda ezan sesini duyup büyüleneceğiniz yer burası...
Hristiyanlar tarafından tüm ihtişamıyla inşa edilmiş sarayların duvarlarında, yüzyıllar boyunca beraber yaşanmışlığın anısına dair "Tek galip Allah'tır" yazısını bulacağınız yer burası...
Matadorlarının boğalarla dövüştüğü arenalarında mutlak olan tek şeyin "Ölüm" olduğu yer burası...
Tapasların, paella'nın, sangria'nın memleketi burası...
Güneşin sıcaklığını insanların yüzlerinde bulabileceğiniz yer burası...
Akdenizi tüm maviliği ile hissedebileceğiniz, öğleden sonra "Siesta" yapabileceğiniz yer yine burası...
Burası Endülüs...
Etiketler:
Boğa Güreşleri,
Cordoba,
Endülüs Bölgesi,
Endülüs Emevi Devleti,
Flamenko,
Gırnata,
Granada,
İspanya,
İspanya'da deniz tatili,
Kurtuba,
Kurtuba Camisi,
Malaga,
Paella,
Sangria,
Sevilla,
Tapas
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)