İspanya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İspanya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Kasım 2013 Cuma

Barselona Yeme İçme Rehberi

El Xampanyet

































Yabancı bir şehirde en zoru da yemek yemek ya da birşeyler içmek için güzel bir mekan bulmaktır. Turistik olanların, her ne kadar güzel bir lokasyona sahip olsalar da, yemek kalitesi çok kötü olabiliyor. Bu nedenle biz tatillerimiz öncesi tarihi mekanları araştırmaktansa yeme içme üzerine odaklanıyoruz. Barselona için de tüm faydalı bilgileri/tavsiyeleri biraraya getirip bir yeme içme rehberi hazırladım. İşte bizim seçtiklerimiz/tavsiyelerimiz...

17 Kasım 2013 Pazar

Barselona Bizden Sorulur !


































Hareketli caddesi La Ramblas'la, tarihi dar sokakların oluşturduğu Bari Gotic'le, uzun kumsallarıyla, Messi'li yeşil sahalarıyla, La Sagrada/ Palau Güell/ Casa Mila'sıyla, çılgın mimar gerçek bir dahi Gaudisi'yle, kübizmin kurucusu Picasso'suyla, lezzetli tapasları, cavasıyla, Katalanların başkenti Barselona'yı biz keşfettik! Keşfetme sırası sizde... Gerçek bir Barselona Rehberi OfftheRoadontheTrack'te....

12 Ağustos 2012 Pazar

Endülüs Tatil Notları - 5: Güneş, deniz ve keyif...

İspanya'nın en eski şehirlerinden birini, Ronda'yı görmeden edemezdik. Bu nedenle sabahın erken saatinde yola koyulup rotamızı bu güzel şehre çevirdik. Gudalevin Nehri'nin ikiye ayırdığı şehrin asıl özelliği iki yakanın birbirinden 120 metre derinlikte bir uçurum ile ayrılması ve bu yakaları birleştiren köprü. Puento Nuevo adı verilen bu köprü 1751 yılında inşa edilmiş. Yıl boyunca ortalama sıcaklığın 15 derece olduğu Ronda'da ortalama 2.700 saat güneş var. Ah ah, bizim Münih'de en çok özlemini çektiğimiz şey de tam olarak bu: Güneş! Ve Ronda bu istatistiksel bilgiyi doğrular biçimde sıcakken biz de gölge bir yer bulup sabah kahvesi keyfi yaptık. Ronda için biz birkaç saat ayırmıştık. Bu zaman zarfında da köprüyü en iyi fotoğraflayabileceğimiz yeri turist bilgi bürosundan öğrenip oraya gittik. Şu meşhur, her gezi kitabında bulabileceğiniz fotoğrafı çekmek için vadiye inmeniz gerekiyor. Vadiye arabayla gidebileceğiniz gibi yürüyerek de ulaşabilirsiniz. Yürümeyi planlayanların sağlam ayakkabılara ve sıcak havaya uygun kıyafetlere ihtiyacı var. Çok kolay bir parkur değil çünkü. Bu bölge, tatilini trekking ile birleştirmek isteyenler için ideal olabilir. Aklınızda bulunsun. 


5 Ağustos 2012 Pazar

Endülüs Tatil Notları - 4: Flamenko'nun şehri Sevilla




Endülüs Bölgesi'nin başkenti, Flamenko'nun beşiği Sevilla'dayız. Sevilla sahip olduğu güzelliğiyle birçok sanatçıya ilham kaynağı olmuş bir şehir. Cervantes Don Kişot'u Sevilla Hapishanesi'nde yazmış. Carmen (Bizet), Sevilla Berberi (Rossini), İspanyolca adı Don Juan olan Don Giovanni (Mozart) ve Fidelio (Beethoven) bu şehirde geçen operaların en bilinenleri. Yaklaşık 3,5 yıl önce Prag tatilimiz sırasında Mozart'ın bu ünlü eseri Don Giovanni'yi kukla tiyotrasında seyretme imkanımız olmuştu. Şimdiyse eserin geçtiği şehrin kendisini görmeye geldik. 

22 Temmuz 2012 Pazar

Endülüs Tatil Notlari - 3: Tarihiyle etkileyici, güzel avlularıyla büyüleyici Kurtuba Şehri



Adını "Nar"dan alan Granada'yı arkamızda bırakıp, bilim ve kültür beşiği Kurtuba'ya (Cordoba) doğru yola çıktık...

Ve yaklaşık 3 asır Endülüs Emevi Devleti'nin başkenti olan, Halife'nin yaşadığı şehir Kurtuba'dayız. O zamanların İstanbul'u ve Bağdat'ı kadar önemli olan bu şehir,  Kurtuba Camisi'nin yanısıra varolan 300 camisiyle, şehir ışıklandırmalarıyla, kanalizasyon sistemiyle, halka açık hamamlarıyla, ücretsiz verilen eğitim imkanlarıyla ve hastaneleriyle tarihte ileri medeniyet örneklerinden biri olarak yerini almış. Zengin bir kütüphaneye sahip üniversitesinde farklı kültürlerin ve dinlerin beraber çalışarak bilime katkı sağladığı şehir önemini uzun yıllar korumayı başarmış. Kurtuba'yı günümüzde hala önemli kılan ise Endülüs Emevi Devleti zamanında inşa edilen büyüleyici Kurtuba Camisi. 


25 Haziran 2012 Pazartesi

Endülüs Tatil Notları - 2: Granada (Gırnata)

GRANADA: Rüya sarayların gerçek alemdeki izdüşümü olan "El Hamra Sarayı" nın şehri


Endülüs Bölgesi Afrika'yı aşıp Avrupa'ya ulaşan insanların ilk yaşam yeri olmuş. Bu bölgede yeralan Gırnata'da ise ilk insanlığa dair izler burada yaşamın başlangıcının 1 milyon yıldan fazla olduğunu kanıtlıyor. Gırnata Albaicin ve El Hamra olmak üzere iki tepeye kurulu ve bu tepelerin arasından Darro Nehri'nin geçtiği bir şehir. Tarihinde Romalıların izlerine de rastlanan Gırnata, İslam Medeniyeti'nin son kalesi aslında. Halifenin yaşadığı Kurtuba'nın ve diğer şehirlerin (Sevilya, Jaen, Murçia) İspanyollar tarafından alınmasına rağmen, Gırnata Emiri, Ebu Abdullah Bin Yusuf Bin Nasr El Ahmar, Kastilya Kralı III. Fernando'ya vergi ödemeyi kabul ederek Gırnata'nın 250 yıl daha müslüman şehri olarak kalmasını sağlamış. Bu süre zarfında askeri gücü olmayan müslüman şehir daha çok sosyal aktivitelere zaman ayırmış. Bunun en önemli örneği, Nasiriler soyu tarafından kızıl tepenin üzerine (red hill) 1232 yılında temeli atılan ve kızıl/kırmızı saray anlamına gelen El Hamra Sarayı.

Katolik Monarklar, İsabel ve Ferdinand, farklı krallıklar tarafından yönetilen İspanya'yı tek çatı altında toplamak için harekete geçince ilk iş olarak Gırnata'yı işgal ederler. İşte, 1492 yılında Katolik Monark'lara savaşmadan teslim olan Endülüs'teki son Müslüman Emirlik'de bu şekilde bölgeden silinmiş olur. İlk başlarda insanların özgürce dinini yaşamalarına izin verilse de, sonrasında insanların zorla hristiyan olmaları istenmiş. İnsanlar dinlerini değiştirseler de müslüman gibi yaşamaya devam ettikleri için, çok kıyım olmuş. Dinlerini değiştirmek istemeyen müslümanlarsa buradan sürülmüş.

24 Haziran 2012 Pazar

Endülüs Tatil Notları - 1: Malaga ve Nerja

Endülüs tatilimizi bir kış akşamı planladık. İspanya'yı tatil yerimiz olarak belirlemiştik belirlemesine de neresi olacağına bir türlü karar veremiyorduk. Alman arkadaşların tavsiyesi üzerine Kanarya Adaları'nı düşünürken bir anda yönümüzü Endülüs'e çevirdik. Çünkü, bizim asıl istediğimiz beyaz evlerden ve dar sokaklardan oluşan ispanyol köylerini/kasabalarını görmek, ispanya'nın artık simgesi haline gelmiş flamenkonun ve boğa güreşlerinin anavatanını keşfe çıkmak ve lokal tatları tadmaktı. Burası Endülüs'ün ta kendisiydi! Bu tatilde ayrıca islam tarihine bir zamanlar ev sahipliği yapan bölgeyi keşfedebilecektik. Şehir ve tarih turlarıyla başlayıp, Akdeniz sahillerinde deniz tatiliyle bitirmeye karar verdiğimiz 10 günlük tatilimizin rotasına şu şekilde karar verdik:  

Malaga-Nerja-Granada (Gırnata)-Cordoba (Kurtuba)-Sevilla-Ronda-Fuengirola-Marbella-Mijas-Malaga


Burası Endülüs

İslamın izlerini, "çiçeklerle bezenmiş avlularıyla" kanıtlayan beyaz evlerin, dar sokakların bölgesi burası... 




















Kiliselerin önce camilere sonra yine kiliselere dönüştürüldüğü, zamanın minarelerinin şimdi çan kulesi olduğu bölge burası...


Tarihin izlerini dar sokaklar arasında sürerken birden kulaklarınızda ezan sesini duyup büyüleneceğiniz yer burası...

Hristiyanlar tarafından tüm ihtişamıyla inşa edilmiş sarayların duvarlarında, yüzyıllar boyunca beraber yaşanmışlığın anısına dair "Tek galip Allah'tır" yazısını bulacağınız yer burası...


Matadorlarının boğalarla dövüştüğü arenalarında mutlak olan tek şeyin "Ölüm" olduğu yer burası...


Toplum tarafından ezilmelerine, dışlanmalarına müzikle, dansla cevap veren; yere vurdukları her topukta, her alkışta bir başkaldırışı simgeleyen "Çingenelerin Flamenko'sunun" anavatanı burası...


Tapasların, paella'nın, sangria'nın memleketi burası...



Güneşin sıcaklığını insanların yüzlerinde bulabileceğiniz yer burası...


Akdenizi tüm maviliği ile hissedebileceğiniz, öğleden sonra "Siesta" yapabileceğiniz yer yine burası... 



Burası Endülüs...