Blog yazılarıma devam ederken, biz daha önce nerelere gitmiştik diye şöyle bir gözden geçirdim ve ilk aklıma doğasıyla ve yemekleriyle bizi mest eden Trabzon geldi. Geçen sene 2011 yılında Vietnam-Kamboçya-Tayland tatilimizin hemen sonrasında Ekim sonu İstanbul'a gitmiş, oradan da haftasonu Bildir Ailesi ile Trabzon'a uçmuştuk. Aslında amacımız 4. evlilik yıldönümümüzü İstanbul'da kutlamak iken, Bildir Ailesi'nin bizim gelişimizi unutup Trabzon'a uçak bileti almaları nedeniyle biz de peşlerine düşmek zorunda kaldık. İyi ki de kaldık. Böylece hep beraber Karadeniz’in incisi Trabzon’u keşfettik.
21 Ekim 2012 Pazar
Trabzon ve Bir Gurme Tatili
Etiketler:
Akçaabat köftesi,
Doğu Karadeniz,
gurme tatili,
Güzel ülkem,
hamsi,
kuymak,
Sümela Manastırı,
Sütlaç,
Trabzon,
Trabzon gezi notları,
Trabzon gezilecek yerler,
Trabzon pidesi,
Uzungöl,
Zigana Geçidi
Trekking Turları-4: Hochfelln Zirvesi
| Hochfelln Zirvesi (1.674 metre) |
Münih'te Ekim Ayı içinde bahardan kalma bir günde yapılabilecek en güzel aktivite dağlara tırmanmak tabii ki. Radyolar 20 Ekim gününde muhteşem bir hava olacağını günler öncesinden bangır bangır duyurunca, o gün tüm yorgunluğumuza rağmen düştük erkenden yine yollara... Bu sefer hedef Hochfelln Zirvesi, yani 1.674 metre. Ekibimiz Yeşim-Fatih-Gökçe Demirci...Yürüyüş başlasın artık!
13 Ekim 2012 Cumartesi
Trekking Turları-3: Höllentalklamm
Bu haftasonu güzel havayı fırsat bilip yine bir yürüyüş organizasyonu düzenledik. Bu sefer 3 kız arkadaş (Gökçe - Tuğçe - Özlem ) düştük yollara. Hedefimiz Höllentalklamm. Garmisch yakınlarındaki bu doğa harikası gerçekten görülmeye değer.
7 Ekim 2012 Pazar
Trekking Turları-2: Herzogstand Zirvesi
Walchensee'de ilk gün Jochberg Zirvesi'ne tırmanma serüvenimizi sizlerle paylaşmıştım. Sıra, o haftasonunun 2. gününde Herzogstand Zirvesi'ne yaptığımız yürüyüşü sizlerle paylaşmaya geldi.
| Herzogstand Zirvesi (1.731 metre) |
12 Eylül 2012 Çarşamba
Trekking Turları-1: Jochberg Zirvesi
| Jochberg 1567 metre |
Şehir tatili notlarına biraz ara verip bu aralar biz 'Demirci Ailesi' ni fazlasıyla heyecanlandıran 'Trekking Turları' na dair notlarımı sizlerle paylaşmak istiyorum. 1-2 günlük haftasonu kaçamakları, bizim için yeni ve bir o kadar heyecan verici bu dünyayı keşfetmemize yardımcı olmanın yanı sıra, bizi daha uzun soluklu doğa yürüyüşlerine de hazırlıyor. Yaşadığımız şehir de Münih olunca bize sadece bu hafta nerede yürüsek ya da nereye tırmansak demek kalıyor. Eğer siz de Almanya'nın Bavyera Eyaletine gelmişken 1-2 gün Alpler'de zaman geçirmenin güzel bir fıkir olduğuna inanıyorsanız burada paylaştıklarım size başlangıç için faydalı olacaktır.
Hadi biraz dağ havası alalım!
12 Ağustos 2012 Pazar
Endülüs Tatil Notları - 5: Güneş, deniz ve keyif...
İspanya'nın en eski şehirlerinden birini, Ronda'yı görmeden edemezdik. Bu nedenle sabahın erken saatinde yola koyulup rotamızı bu güzel şehre çevirdik. Gudalevin Nehri'nin ikiye ayırdığı şehrin asıl özelliği iki yakanın birbirinden 120 metre derinlikte bir uçurum ile ayrılması ve bu yakaları birleştiren köprü. Puento Nuevo adı verilen bu köprü 1751 yılında inşa edilmiş. Yıl boyunca ortalama sıcaklığın 15 derece olduğu Ronda'da ortalama 2.700 saat güneş var. Ah ah, bizim Münih'de en çok özlemini çektiğimiz şey de tam olarak bu: Güneş! Ve Ronda bu istatistiksel bilgiyi doğrular biçimde sıcakken biz de gölge bir yer bulup sabah kahvesi keyfi yaptık. Ronda için biz birkaç saat ayırmıştık. Bu zaman zarfında da köprüyü en iyi fotoğraflayabileceğimiz yeri turist bilgi bürosundan öğrenip oraya gittik. Şu meşhur, her gezi kitabında bulabileceğiniz fotoğrafı çekmek için vadiye inmeniz gerekiyor. Vadiye arabayla gidebileceğiniz gibi yürüyerek de ulaşabilirsiniz. Yürümeyi planlayanların sağlam ayakkabılara ve sıcak havaya uygun kıyafetlere ihtiyacı var. Çok kolay bir parkur değil çünkü. Bu bölge, tatilini trekking ile birleştirmek isteyenler için ideal olabilir. Aklınızda bulunsun.
5 Ağustos 2012 Pazar
Endülüs Tatil Notları - 4: Flamenko'nun şehri Sevilla
Endülüs Bölgesi'nin başkenti, Flamenko'nun beşiği Sevilla'dayız. Sevilla sahip olduğu güzelliğiyle birçok sanatçıya ilham kaynağı olmuş bir şehir. Cervantes Don Kişot'u Sevilla Hapishanesi'nde yazmış. Carmen (Bizet), Sevilla Berberi (Rossini), İspanyolca adı Don Juan olan Don Giovanni (Mozart) ve Fidelio (Beethoven) bu şehirde geçen operaların en bilinenleri. Yaklaşık 3,5 yıl önce Prag tatilimiz sırasında Mozart'ın bu ünlü eseri Don Giovanni'yi kukla tiyotrasında seyretme imkanımız olmuştu. Şimdiyse eserin geçtiği şehrin kendisini görmeye geldik.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
